Çocuğum Kötüm Şeylere Karışmaz Demeyin
Nisan 23rd, 2008 at 23:11 (Basında Biz)
Nisan 23rd, 2008 at 23:11 (Basında Biz)
Nisan 23rd, 2008 at 23:02 (Basında Biz)
Nisan 23rd, 2008 at 14:07 (Köşe Yazılarım)
Evliğe hazırlanmak uzun zaman alsa bile evlenmek bir an meselesidir. Nikah masasında sorulan soruya evet demeniz bir anda sizi evli yapar. Genelde alışıldığı üzere bayana verilen evlik cüzdanı bu ilişkinin resmi bir belgesidir. Evlik gerek yasal, gerek sosyal , gerekse bireysel sorumluluklar yükler. Bu sorumlulukları kesin çizgilerle birbirinden ayırmak zor olmakla birlikte sorumluluk sadakat ve sevgi ve saygı kavramları oldukça önemlidir.
Evlilikte sık sık tartışma yaşayan ailelere bakıldığında tartışılan konuların oldukça basit düzeyde konular olduğu görülecektir. Bunun sebebi çiftlerin temel sorunları göremeyişidir. Bu yazımızda evliliği daha etkin hale getirecek pratik önerilere değineceğiz.
Dürüst olup duygularınızı paylaşınız
Eşlerin duyguları net ifade etmesi ve gerekir. İnsanlar genelde olumsuz duyguları saklama eğilimindedir. Canım ne oldu sorusunun alışılmıştak hazır cevabı yok bir şeydir. Oysa eşler birbirlerini sadece sevindiren değil aynı zamanda üzen ya da olumsuz gibi görünen duygularla da kendlerini anlatmalıdır.
Eşinizden duymaktan hoşlanmadığınız bir şeyi duyduğunuzda sessiz kalıp yok bir şey demek yerine böyle söylemene üzüldüm diye duyguları paylaşmanız iyidir.
Kızgınlık öfke duyguları sürekli olarak içe atıldığında uzu vadede psikolojik problemler kısa vadede ise içe atılmışlık duygusunun verdiği tepkisel soğukluğa neden olur. İleride bir zaman da olmadık yerde içe atılan bu duygular fazlasıyla ve uygun olmayacak şekilde açığa çıkabilir.
Eşinizin duygularını anlamaya çalışın
Yaşam olaylarında kişinin yerine kendini koyabilme becerisine empati diyoruz. Zaman zaman düşünce egzersizi yaparak ben olsam ne hissederdir? Ben olsam nasıl tepki verirdim diye düşününüz.
Sorunları çözerken Sen ve Ben yerine sorun ve davranışları ele alın
Bir tartışmada ne zaman sen şöylesin diye kişiliğe yönelik olumsuz bir atıfta bulunulsa Savunma mekanizmasının bir gereği olarak karşı tarafa yönelinir . Tartışmalarda karşı tarafı suçlayıcı küçük düşürücü hakaretlerden kaçınıp olumsuz bulunulan davranışın sizde oluşturduğu duygu üzerine durun.
Size fikir sormadan plansız bir şekilde eve çok da ihtiyacı olmadığınızı düşündüğünüz bir şeyi alan eşinize Çok dik başlısın başına buyruksun gibi suçlamalar yerine , bana fikrimi sormaman kendimi değersiz hissetmeme neden oldu önemsenmediğimi hissettim diyebilirsiniz.
Birbirinizden sevgi sözcüklerini esirgemeyiniz.
İnsanları evliliğe iten psikolojik gereksinimlerin başında sevme ve sevilme ihtiyacı yatar. İçtenlikle söylenen güzel sözler evlikteki ilişkileri düzenler. Ancak bu nedenle papağan gibi sığ ve ilgisiz söylenen sözlerin tesirinin çok etkili olmayacağı kanaatindeyim.
Kendinizle ilgili kararlarda bile eşinizin fikrini alınız
Yaptığınız işlerde eşinize verdiğiniz bilgiler haberlerdeki gibi yapılanlara ilişkin bilgi vermekten çok onunda fikrini soracağınız ortak karar alma süreci şeklinde olmalıdır.
Anababa ,akraba ve komÅŸuluk iliÅŸkilerini iyi tutunuz
Yapılan araştırmalarda boşanmaların yaklaşık dörtte biri ailelerin anlaşmazlıkları nedeniyle olduğu saptanmıştır. Eşlerin birbirlerinin ailelerine kendi ilişkileri içinde önem verdiği unsurların tümünü yerine getirmelidir. Sevgi ve saygı da karşılık ilkesi çok önemlidir. Kendi anne ve babamıza söylenmesini yakıştıramadıklarımızı karşı tarafın anne ve babasına da söylememeliyiz. Komşu ziyaretleri ve akrabalık ilişkilerini sağlam tutmak aile uyuma önemli etki sağlar.
Nisan 23rd, 2008 at 14:05 (Köşe Yazılarım)
Gecenin karanlığında nasılda işliyor kulağınıza saatin ritmik sesi…Yorgun bedenden daha az dinlenmiş zihin kendini hazırlaya dursun gidişe…Hatırı sayılır günleri geri bırakmanın acısı mıdır bu hüzün? Ayak sesleri silmelidir artık kulakları çınlatan susmaları…Merdivenler bir bir inilir…Kaldırımlar yürülürde; varılır mı bilinmez. varılır mı? bilinmezlere…
Yarına giderken; dün olmaya giden bugüden sıyrılıp dünü bugün yapacak bir yolculuğa çıkıyoruz bu yazımızda… Zihnimizi epey zorlayacağız birlikte..Hatırlayabildiğimiz ilk anılara gidip unuttuklarımızı geri çağırmaya çalışacağız.
Hayatın bir yolculuk olduğunu çoğu yazımda vurgulamışımdır. Yarınları eksiltip dünleri çoğaltan bir yolculuk.
Hadi gidebildiğimiz kadar geriye gidelim geri dönüş biletlerimizin açık olduğu bir yolculukla … Bir kaç dakikalığına kapatın gözlerinizi, Rahat nefes alıp verin. Gevşemeye çalışın ve en gerisine gidin hatırladıklarınızın.Yırtılan takvim yapraklarını geri koyarak. Hatta varsa küçüklük resimlerinize bakarak yapın bunu. En küçük göründüğünüz resmi alın elinize..
Resmi nerde çekinmişsiniz?
Mekan nasıl?
Eşyalar, kıyafetiniz …
Her şey çok değişmiş değil mi? Sanki bir film gibi…
Benim filmimin hatırımdaki ilk karesini sizlerle paylaşmak isterim. Ama bir şartla ! yazıyı okuduktan sonra sizde yorumlar köşesinde bize paylaşmaya açacaksınız hatırınızdaki ilk sizi…
İlçenin merkezine giderken yolun sağ tarafındaki bir oyuncakçı dükkânına götürdü babam beni. İstediğini alabilirsin seç? Dedi. Onlarca oyuncak vardı . Bir müddet kararsız kaldıktan sonra plastikten yapılmış mavi renkli romörkü olan bir traktörü seçtim. Tekerlekleri ince metale geçirilmiş basit bir oyuncak hatırladığım ilk oyuncağım. Yatağımın başında takılı serum şişesine uzanan kolumdaki intrakete rağmen oynamaya çalıştığım oyuncağım. Yıl 1982 ya da 1983 olabilir. İçimdeki lüks tır kullanma merakının kaynağını hatırlayabildiğim bu ilk oyuncağıma bağlamaktayım. Ağır bir hastalık geçirmiştim. Hastaneye yatış öncesiydi babamla birlikte oyuncakçı dükkânına gidişim.
Çocukluk yılları hep özlemle anılır. Ah bir çocuk olsam dilekleri sık sık duyulur konuşmalarımızda… Çocukken de iyi ki çocuğum düşüncesinde miydik acaba? Yoksa o zaman da; ah bir büyüsem! mi diyorduk. Dokuz yaşındaydım; ağabeyim de oniki. Oniki yaşına gelsem diyordum. Her şey o zaman çok farklı olur. Daha 3 yaş vardı onikiye. Oniki ye gelindiğinde ise Aslında farklı olan hiçbir şey yoktu. Umutları bir sonraki yıla taşımak ise bilindik manzaranın aynı fotografıydı.
Yetişkinlerin çocukuk yıllarını özlemle anmasının elbet bir çok nedeni vardır. Ama bir neden vardır ki bunu açmak isterim sizlere; özlemini duyduğumuz coşku… Çocuklar duyguları uçlarda yaşar. Korku, sevinç, mutluluk. Küçücük olaylar büyük duygular oluşturur çocukta… Yetişkin olarak basite aldığımız bir olay çocuk için tarifi yapılamayacak kadar korku oluşturabilir. Çocuklarımızın korkularına kendimizin değil onların gözünden bakamaya çalışalım ve geçiştirmeden teskin edelim onları.
Küçükken sizi en çok ne korkuturdu? Örümcek, yılan, karanlık…Sevdiklerinizin yanınızda olmaması hali, canavar, Öcü …Sayamadığınız onlarca şey…
Büyüdükçe daha az uçlarda hissedilir duygular. Tecrübe duyguları törpüler zamanla.
Aman bunda ne var korkulacak diye geçiştirdiğiniz olaya, çocuk sizin gördüğünüz yılları görmeden, gerisinden bakıyor zamanın. Tecrübe henüz törpüsünü vurmamıştır duygulara…