Kaygı – Bunaltı ,korkuya benzeyen bir duygudur. Kişi bunu içinde sanki kötü bir şey olacakmış,kötü bir haber alacakmış,bir felaket olacakmış gibi nedeni belli olmayan bir sıkıntı,endişe duygusu olarak algılar ve tanımlar. Kaygı kişinin yeni koşullara uyumunu sağladığı gibi kişinin ruhsal gelişiminin daha üst basamaklara çıkmasında itici bir işlev görebilir. Ama bunun yanında engelleyici işlev de görebilir. Mesela,sınav insanlarda kaygı yaratır,sınavı başarmak istenilen ve güzel bir durumdur. Olumlu bir işlevi vardır. Ancak sınavda aşırı kaygı nedeniyl bildiğini unutmak ya da sınavı kazanamama kaygısından dolayı hiç çalışmamak gibi durumlar kaygının olumsuz örneğidir. Bu durumda kaygı kavramının nerede patolojik,nerede normal bir duygu olduğunun açıklanması önemlidir. Bir kişinin verimini düşüren,kişiler arası ilişkilerde kopukluklara neden olan,sıklıkla titreme,çarpıntı,ağız kuruluğu,kas gerginliği gibi fiziksel belirtilerin de eşlik ettiği kaygı durumları patolojik olarak değerlendirilir. Kaygı hafif tedirginlik ve gerginlik duygusundan panik derecesine varan değişik yoğunlukta olabilir. Ağır derecelerinde kişinin benliği bu ruhsal acı altında ezilir ve en güçlüsü fiziksel ağrının bile bu denli rahatsız edici olmadığı bunu yaşayanlar tarafından söylenir. Bunun daha iyi anlaşılması için literatürdeki örneğe değinelim Çocukken ya da yetişkin yaşta şiddetli,korkulu bir düşle uykudan uyarınca,kısa bir süre,bu yoğun korku ile yüreğin göğüs kafesinden fırlarcasına çarptığını anımsayabilirsiniz. Bunun bir düş olduğunu anlayınca rahatlarız ve yeniden uykuya geçebiliriz. İşte,kaygı-bunaltı kişinin gündüz,uyanıkken yaşadığı daha uzun süren ve kaynağı kişi tarafından açıklanamayan böyle bir durumdur.Belirtiler:· Genel bir huzursuzluk· Endişeli yüz· Gergin bir duruş· Hareketlerinde tedirginlik· Çabuk irkilme· Çabuk kızma· Sabırsızlık· Yerinde duramama vardır. Bunlar genel görünüm ve dışa vuran davranışlardır. KİŞİ · İçinde korkuya benzeyen bir duygusu olduğunu,sanki kötü bir haber alacakmış gibi hissettiğini anlatır. Fakat korkusunun nedeni ve nesnesini bilmez. Halk arasında “bun bastı,korkutuyorlar,karabasan bastı” gibi sözcüklerle anlatılmaya çalışılır. Bazen,özellikle uzun sürdüğünde,bunaltı durumu kişide yılgınlığa neden olduğundan depresyon belirtileri de birlikte bulunabilir. KİŞİNİN· Bilişsel yetilerinde temelde bir bozukluk yoktur. Aşırı yorucu olan sıkıntı nedeniyle kişinin dikkati çabuk dağılır. Bu nedenle de geçici unutkanlıklar olabilir. YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU En az 6 ay süreyle, hemen her gün anksiyete ve enditeli beklenti, huzursuzluk, çabuk yorulma, gerginlik, konsantrasyon güçlüğü gibi belirtilerle giden toplumsal ve mesleki işlevselliği bozan bir durum olarak tanımlanır. Yaygınlığı %3-8 arasında değişir. Kadınlarda sıklığı 2 kat fazladır. Klinik özellikleri içinde yaygın ve yoğun bir anksiyete, huzursuzluk, irritabilite, titreme, baş ağrısı, terleme, çarpıntı, mide yakınmaları, boğulma hissi, endişeli beklenti gibi belirtiler ön plandadır.PANİK BOZUKLUKKendiliğinden ve beklenmedik bir biçimde ortaya çıkar. Panik atak aniden ve beklenmedik biçimde ortaya çıkan ,30dk- 60dk süreli,bedensel belirtilerin eşlik ettiği yoğun bir anksiyete nöbetidir. Ataklarda çarpıntı, terleme,titreme, nefes darlığı, boğulma hissi, göğüs ağrısı, bulantı, baş dönmesi, sersemlik,kontrolünü kaybedeceği korkusu, çıldıracağı korkusu, ölüm korkusu, uyuşma vekarıncalanmalar, üşüme, ürperme, gibi belirtilerden 4 ya da daha fazlasının olması gerekir.ilk panik atak sıklıkla kendiliğinden ortaya çıkar. Herhangi bir uyarılma, fiziksel egzersiz,emosyonel travma, kafein, alkol, madde kullanımı gibi durumlar ilk atağı tetikleyebilir.Ataklar ani başlar, belirtiler ortalama 10 dakikada doruk noktasına ulaşır. Ana belirtiölüm, kontrolünü yitirme ve çıldıracağı korkusudur. Bu korkunun kaynağı belirsizidir.Birlikte anksiyetenin fizyolojik belirtileri yoğun olarak görülür. Bulundukları yeri terketme,yardım arama davranışı görülür. Ataklar dışında atakların yineleyeceği korkusu yanibeklenti anksiyetesi vardır.Sıklıkla geç ergenlik döneminde ya da 30’lu yaşlarının ortalarında görülür. Yaşam boyuyaygınlığı % 1,5-3 arasındadır. Kadınlarda 2-3 kat fazladır.Panik atak eğer kişinin kaçması ya da yardım alması güç olan bir durumda ya da yerdeortaya çıkıyor ve böyle bir durumdan kaçılıyorsa “Panik bozukluk (agorafobili)” olarakadlandırılır. Tipik olarak bu ortamlar evden dışarıda yalnız olma, kalabalıkta kalma,otobüs, tren gibi araçlarda seyahat etme, köprü üstünde, asansörde olma gibidurumlardır. Kişi yoğun bir sıkıntıyla bu ortamlara katlanır. Çoğunlukla böyle ortamlardabulunmaktan kaçınır ya da birinin eşlik etmesiyle dayanabilir. Kaçınma davranışı kişininsosyal ve mesleki yaşamını bozar. %20-80 depresif belirtiler eşlik eder.