ALIŞVERİŞ, REKLAM VE BİZ
Aralık 15th, 2007 at 05:51 (Köşe Yazılarım)
Market rafları arasında dolaşırken aynı tür ürün çeÅŸitlerden bir kaçındaki ısrarımızın belirleyicileri… Saniyelerini bile ezberlediÄŸimiz görüntüleri içinde barındıran tüketim teÅŸvikçileri… Kötüsünün olmadığı; iyisinin de şüpheyle bakıldığı; beÄŸendirme ve sürüm yapabilme çabasını içeren her türlü faaliyet.
İşte reklamlar!
Bir tarafta reklam bir tarafta biz..
Suçlu hangimiz?
O kadar büyük bir hızla tüketime koyulmuÅŸuz ki; tüketim hızımız bizi sollayıp gitmiÅŸ. Geride kalanları raflardan toplaya toplaya yetiÅŸmeye çalışıyoruz tüketime… İhtiyaç üzerine birkaç ürün almak için gittiÄŸimiz alış veriÅŸ dönüşünün hiçte öyle olmadığını çoÄŸumuz bilir. Bu durum şüphesiz birçok faktörden kaynaklanmaktadır. Bu hafta sözünü ettiÄŸimiz faktörlere kısaca deÄŸindikten sonra reklâmlar üzerine paylaşımda bulunmaya çalışacağız.
Tüketimi artıran sebeplerden biri ürünleri satın aldığımız mekânların deÄŸiÅŸiminin etkisi. Mekan tüketim davranışımızı önemli ölçüde etkiliyor… Artık ürünleri 20-30 metre kareye sığdırılmış küçük bir dükkan içerisinden almıyoruz. İçerisinde gezinti yapabilecek kadar büyük alış veriÅŸ merkezlerimiz var .
Eskiden alış veriş merkezlerine göre çok daha sınırlı ürünleri alabileceğiniz mahalle bakkalına girdiğinizde iletişim kurmak zorunluluğuyla karşı karşıyaydınız.
Merhaba …
Alacağınız ürünü alıp ücreti ödeyip çıkmanız iki ya da üç dakika içinde olurdu. İyi günler deyip çıkardınız. İhtiyacınızı almıştınız yani…
Büyük bir alış veriş merkezine girdiğimizde; Aman çabuk gir sakın bekleme! Diyemeyen fakat sizi çabucak içeri sokan fotoselli kapı çıkar karşınıza. Plan değiştirip alışverişten vazgeçer de aynı kapıya yönelirseniz; bu itaatkâr kapı birden asiliğe başlar ve açılmaz. Alışveriş yapmasanız da çıkış kapısına kadar yürümeniz gerekir. Market sahibi olsam en iyi ürünleri, en beni al! diye bağıranları bu geçiş koridoruna koyardım. Mevsimlerden kış işe sıcak; yaz ise serindir marketler. Tavanda spotların yanına yerleştirilmiş hoparlörden yavaş ritimli müzik duydunuz mu hiç? Neden acaba? Dinlenilen müziğin ritminin yenilen yemeğin hızını etkilediğini belirten bir araştırma hatırlıyorum. Hızlı ritim müzikte daha hızlı yiyoruz. Acaba hızlı ritimde daha hızlı alışveriş yapıyor olabilir miyiz? Selam vermek zorunla olduğumuz biri de yok. İstediğin kadar dolaş acelesi hiç yok belki aklına bir şey daha gelir belki bir ürün daha fazla alırsın. Bu belkiler çoğunlukla bekliliğini yitirir ve kesinliğe dönüşünce maaş gününü beklemeksizin dolduruverirsin sepetini Çünkü pin kodunu girmek yeterli olur bedel için. Bedelin bedelini görmek ise son ödeme tarihinden bir hafta öncedir.
Şimdi reklâmlara gelelim
Yazımı yazarken televizyonu açıp 8 kanal değiştirdim dördünde reklâm vardı. Rasgele bir zamanda kanalların yüzde ellisi reklâmı içeriyor dersek yanlış söylememiş oluruz.
Bazen filmin en heyecanlı yerinde, bazen maç aralarında, bazen kimin kazandığını duymadan hemen önce…Amaç kanal değiştirmenizi engellemek. Heyecan duygunuzu merak duygunuzu hâkim kılarak kanalda takılı bırakmak.
Reklâmlarda en çok kullanılan şey genelde kadın ve çocuktur. Kadının cinsel tema olarak işlenişi çok alakasız ürünlerde bile rahatlıkla kullanılmaktadır. Hedef kitle erkek olunca erkeğin dikkatini çekmekte kadına düşünüyor. Bir bayan giyiminde kadının oynaması çok normal karşılanabilir ancak bir tıraş makinesini kadın bedeni ile alakalandırmak güç olsa gerek. Aynı şey bebekler içinde geçerli bebek bezinde bebek gayet uyumlu ama uyumu bozan beyaz eşyada bebeğin kullanılması. Bebek masumiyettir. Bebeğin güzelliğini izlerken alınması istenen ürünün özendirilmesi oldukça kurnazca ve masumiyetten uzak gibi görünüyor.
Kullanılan ne olursa olsun sonuç BaÅŸarılı!. Gittikçe artan tüketim hızı… Hep daha fazla ve en son çıkanını alma isteÄŸi. Bir üst modeli almanın gerekliliÄŸi düşüncesi…