DOKSANINDA GİTSEM BİLE YÜZDOKSANIMDA GİTSEM BİLE

Bazen çok bunalırsın, her şey üstüne üstüne gelir, en sevdiğinin sözleri bile dokunur sana…Kimsenin seni anlamadığını düşünür ve etraftakilere içten içe sitem edersin. Sen anlatmaya ve göstermeye çalıştıkça insanlar görmemeye çalışır adeta… en çok ta en yakınındakilere kızarsın… sonra kızmaların büyür ve kendine kadar uzar. İçindekileri haykırmayı denersin kalp kırma korkun mani olur haykırışlarına… Haykırışların içinde sessizce yürürken beynindeki yankısı duyulur dışarıdan… Oysa her gün ne haber diye soruşlar rutinleşmiştir. Her kez nasılsın diye sorsa da; her kez ilgilenmez nasıl olduğunla … Kırmızı ışıkta duruşlar bile can sıkmaya başlar artık. Hep yeşil yanmasını istersin… Ne yemek eskisi kadar lezzetli ne de tatlılar tatlıdır. Hayata dair aldığın tad acı olmuştur adeta…Daha önce normal karşıladığın bir sürü şey; o andan itibaren normal değildir. Ya uykun kaçar ya da uykudan ayrılasın gelmez… Her an kötü bir haber alacağın beklentisi, kötü bir haber almana gerek kalmadan seni kötü etmeye yetiyordur. Bir tatile gidip bütün sorunlardan kurtulacağın düşüncesinin peşine takılırsın. Bir süre oyalar bu düşünce seni… Tatil dönüşü fidan bıraktığın sorunlar koca bir çınar olmuştur. Kesilse yılların kışını çıkaracak odun…Bir daha hiçbir şey düzelmeyecek gibi gelir…
Ve aradan yıllar geçer sorunlarını hatırlamazsın bile .. belki bir dost eli, belki bir bir hastane … belki birkaç satır yazı..Belki kıbleye yönelmiş avuçlar …Belki de beklileri çıkarılmış hepsi nedenini bile unutturmuş sana… Var olmanın mutluluğunu tırnak uçlarına kadar hissedersin Peki bu denli çıkılmaz görülen sorunlar hangi köşede saklı şimdi…Hatırlar mısın ilkokula başlarken ki kaygılarını…Okul nasıl bir şey? Öğretmen nasıl? Sınıf hangisi?…Hatırlarmısın en çok korktuğun öğretmenin dersinden önce yaşadığın korkunu?…İlk arkadaş kavgan sıra arkadaşınla halledemediğin sorunlar…Ayna karşısında duruşuna bile karşı çıkan ailene olan sitemin. Seni azarlayan sevdiklerin.Çalışma hayatının ilk dakikaları… İlk tehtid yeyişin. Trafikte korkutan korna…Evlilik sorunların. Eşinle tartışman… Hepsi nerede? hiç mi yaşanmadı? Şimdi bir yatağın köşesinde beklediğin ölüm mü? Yaşama sığdıramadığım yıllarımı çalmaya gelen Azrail; keşkeleri mi çoğaltma benim! Hani ben olmazsam yürümezdi bu işler, Hani ben olmazsam bunlara kim bakacaktı. Hani kimse beni yenemezdi ben asla pes etmezdim. Keşkelerim…hatalarım ve doğrularım… hangisi daha yakındı bana…. Hayat bana tanıtıldıklarıyla yaşanıyordu da; ölümün bu ansız gelişi tanıtılmış mıydı bana ? Korkularım, hüzünlerim, sevinçlerim… doksan yıldan elimde arta kalanlar iki doksan yıl daha doldurur gibi… Acaba doksan yıl beni kaybettiğine üzülürmü. Belki de ipucu burada hayatın. Öyle bir yaşamalıydım ki yılları; ölümüm üzmeliydi yılları. Gidişim hasret oluşturmalıydı doğan zamana. Eğer gidişine seviniyorsa zaman hüsran denizinin keşkeleri “bir fırsat daha” haykırışlarıyla dalgalansa da yaşanmış yaşanmıştır artık. Ne ben olacağım şimdi ne beni üzenler ne de üzdüklerim…Gidişim hasret oluşturmalıydı zamana. Doksanında gitsem bile yüzdoksanında gitsem bile…

RSS feed for comments on this post · TrackBack URL

Post a Comment

Surup.ORG Toplist Servisi - SiteEkle site-ekle site ekle siteni ekle sitene ekle link ekle cretsiz site ekle bedava site ekle toplist arama motoru add url hit kazan